Türkiye’yi ve tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınıyla birlikte özellikle sınır kapılarının kapanması ve ülkelerin içine kapanması birçok sorunu beraberinde getirdi. Özellikle gıda üretiminde kendine yetemeyen ülkelerde pazar ve marketlerdeki gıda çeşitliliğinin oldukça azaldığı ve yer yer ürün tedariğinde sorunlar yaşandığı gözlendi.

Bu sorunları daha güvenilir ülkelerden ithalat yaparak çözmek isteyen ülkelerin ilk tercihi ise yakın coğrafyada olması sebebiyle Türkiye oldu. İthalat yapmak isteyen ülkelerden yoğun talep gelirken, Boris Volfman konuyla ilgili açıklamalarda bulundu;

Tarımsal faaliyetlerin önemi her geçen gün artıyor

Türkiye tarımsal üretimiyle ön plana çıkan bir ülke. Bereketli toprakları ve su kaynaklarına olan erişim, tarımsal üretimin ve verimin çok yüksek olmasını sağlıyor. Ancak incelemelerimizde bu imkanların yıllarca tam olarak değerlendirilemediği, son 20 yılda ise turizm ve inşaat sektörlerinin popüler olmasıyla tarıma ilginin iyice azaldığını görüyoruz. Sermaye tamamen bu sektörlere yöneldi.  Türkiye’den yüzölçümü açısından oldukça küçük olan Hollanda ve İsrail gibi ülkeler tarıma ve tarımsal teknolojilere yaptıkları yatırımlar ile yüksek oranda verim elde etmeyi başardı. Bu ülkeler birçok ürün bazında Türkiyeden daha çok tarımsal ihracat gelirine sahip. Pandemi süreci tüm dünyaya gösterdi ki tarıma yatırım yapan kazanıyor. Türkiye katma değeri yüksek tarımsal ürünlere yönelerek gücünü göstermeli.

Tarıma yatırım yapan kazanıyor

Türkiye’yi ve tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ve bu salgın sürecinde yaşananlar insanların bir kriz ve afet durumunda her türlü ihtiyacından vazgeçip sadece gıda ürünlerine yöneldiğini bizlere en iyi şekilde gösterdi. Bu durum başta meyve ve sebze olmak üzere gıda ürünlerinin ve bu ürünlerin üretiminin ne derece önemli olduğunu ortaya koydu. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği verilerine göre 2019 yılı yaş meyve ve sebze ihracatı 2 Milyar 260 milyon doları buldu. Bu rakamın salgın sürecinden ağır şekilde etkilenen ve üretim konusunda sorun yaşayan ülkelerin talebiyle 2020 ve 2021 yıllarında daha da artması bekleniyor. Bu artış yaş meyve ve sebze ihracatımızı dönemsel olarak arttırsa da uzun vadeli olarak bu alanda dünya pazarında liderliğe oynamak için kapsamlı bir tarımsal üretim seferberliği gerekli.

Türkiye’de ve dünyada tarımsal ürünlere talep hızla artarken üretim taleple aynı hızda artmıyor. Bu durum tarımsal üretim konusunda yatırım yapacak yatırımcılar için büyük fırsatlar oluşturuyor.

En yüksek üretim domates ve karpuzda

Son 10 yıldaki üretim istatistikleri göz önüne alındığında dünyada ton bazında en çok üretilen sebzelerin sırasıyla domates, kuru soğan ve salatalık olduğu göze çarpıyor. En çok üretilen meyveler ise sırasıyla karpuz, muz ve elma olarak görülüyor.  Ülkemizde ise en çok üretilen sebzeler domates ve biber, en çok üretimi gerçekleştirilen meyveler ise elma, üzüm ve portakal olarak sıralanıyor. Ticaret bakanlığı ve ihracatçı birliklerinin düzenli olarak yayınladıkları bu istatistikler tarımsal üretim konusunda yatırım yapacak kişiler için de önemli bir rehber olma önemi taşıyor.

Köyden şehre göç tarımsal üretimi zayıflattı

Yetmişli yıllarda başlayan ve doksanlı yıllarda zirveye ulaşan köyden büyükşehirlere göç dalgası köy hayatının zayıflamasına sebep oldu. Bu durum tarım ve hayvancılık gibi ülkemiz açısından sadece maddi getiriye değil aynı zamanda stratejik öneme de sahip sektörlerde üretimin azalmasına sebep oldu. İncelemelerimizde gördük ki yakın geçmişe kadar kendi kendine yeten” ülkelerden biri olarak tanımlanan Türkiye bugün pek çok tarım ürününü dışarıdan ithal eder durumda. İthalat sebebiyle artan cari açığa ve olası kriz durumlarında Türkiye’nin gıda ambargosu tehditleriyle zor duruma düşmesi oldukça büyük bir problem. Her alanda yerli ve milli üretime önem veren ülkemiz başta meyve ve sebze olmak üzere gıda alanında da üretime önem göstermeli.

Üretimin köylüden ve küçük çiftliklerden yeterli oranda sağlanamaması büyük şirketlerin bu alana yönelerek oluşan açığı kapatmasına sebep oldu. Önümüzdeki on yılda artacak iç ve dış piyasadaki tarımsal ürün talebi daha pek çok büyük şirketin tarımsal üretime yönelmesini sağlayacak. Bu sayede tarım sadece küçük çiftlikler ve köylüler üzerinden yürüyen değil büyük ve profesyonel bir endüstri olarak herkesin kazanacağı bir sektör haline gelecek.