Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını sadece insan sağlığını değil ülkelerin ekonomilerini de olumsuz yönde derinden etkiledi. Tarım, bankacılık, enerji, eğitim, inşaat, lojistik gibi sektörler başta olmak üzere ülke ekonomilerinin lokomotifi olan tüm sektörlerde ağır bir kriz yaşandı. Bazı sektörler batma noktasına geldi. Dünyada bunlar yaşanırken Türkiyede ise pandemi yasaklarının kademeli olarak uygulanması ve devlet tarafından verilen çeşitli desteklerle her sektörde yavaş da olsa toparlanmaya başladı. En hızla toparlanma sinyalleri veren sektörler ise tarım oldu. Pandemi süresince gıdaya olan talebin sürekli artması bu durumun en temel sebeplerinden biri. Tarımsal ürünlere özellikle yurtdışından artan talep sektörün bu yıl ihracat ile toparlanma sağlayacağını gösteriyor. Boris Volfman yeni tip koronavirüs salgınıyla birlikte tarım sektöründe yaşananları şöyle değerlendirdi;

Türkiye’de üretime ara verilmedi

2019 yılının son aylarında ilk olarak Çinde ortaya çıkan koronavirüs pandemisi kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayıldı. Seyahat kısıtlamaları, üretimin durulması, okulların ve toplu etkinlik alanlarının kapatılması, spor faaliyetlerinin askıya alınması, ibadethanelerin kapatılması gibi önlemler alınarak virüsün yayılım hızı durdurulmaya çalışıldı. Alınan bu kapatma önlemleri pek çok sektörde üretiminde düşmesine veya tamamen bitmesine sebep oldu. Özellikle pek çok ülkenin pandemi sürecinin kısa süreceğini düşünerek üretimi tamamen askıya alması piyasadaki talebin karşılanamamasına sebep oldu. Türkiye ilk vakanın görüldüğü mart ayının başlarından itibaren hem virüse karşı etkin bir mücadele yürütürken hem de üretimin aksamaması için tüm önlemleri aldı. Özel sektör ve devlet işbirliği ile gerçekleştirilen bu önlemler sayesinde virüsün üretime etkisi minimum şekilde hissedildi. Sokağa çıkma yasağı gibi üretimi büyük sekteye uğratan yasaklardan, çiftçilerin ve üreticilerin etkilenmemesi için muaf tutulması tarımsal üretimin sekteye uğramasını engelledi. Evde kal” kampanyaları ile eve kapanan insanlar yurtiçi ve yurtdışında gıdaya olan talebi yükseltti. Bu durum tarımsal ürünlerin hem iç piyasada hem de ihracatta öneminin artmasına sebep oldu.

İlkbahar Türkiye’deki tarım için dönüm noktası oldu

Türkiyede pek çok tarımsal ürünün ekilmesi ve yetişmesi için çok önemli bir dönem olan mart, nisan ve mayıs ayları virüs tehdidine rağmen verimli bir şekilde geçti. İlkbahar aylarının virüs sebebiyle verimli bir şekilde geçirilmemesi Türkiyenin tarımsal üretimine çok ciddi şekilde zarar verecekti. Bu durumda arz edilen ürün miktarı düşük olacağı için iç piyasada fiyat yükselmesi ayrıca ihracat rakamlarında ciddi düşüşler gözlenecekti. Tarımsal üretim konusunda son gelen rakamlar ise durumun iyiye gittiğine işaret ediyor. Türk tarımı üretim ve ihracat konusunda koronavirüs pandemisinden dünyadaki diğer ülkeler kadar ağır şekilde etkilenmedi. Bu durumun sadece 2020 yılı tarımsal ürün ihracatını değil aynı zamanda gelecek yıl ki tarımsal ürün ihracatını da olumlu yönde etkilemesine kesin gözüyle bakılıyor.

Türk tarımının pazarlardaki payı artıyor.

Koronavirüs pandemisi dünyada birçok olumsuzluğa yol açmasına rağmen her kriz kendi fırsatını doğurur” sözünü doğrularcasına Türk tarımsal ürün ihracatçısının yüzünü güldürmeye başladı. Koronavirüs pandemisi döneminde üretimini durduran bazı ülkeler kendi iç piyasalarından artan tarımsal ürün talebini karşılayamaz hale geldi. Bu durum üretimi durdurmayıp aksine yükselten Türk üreticisinin işine yaradı. Daha önce girmediği yeni pazarlara girme şansı yakalayan Türk tarım ürünleri ihracatçısı aynı zamanda, hali hazırda bulunduğu pazarlarda da pazar paylarını arttırdı. Rakiplerinin üretimi durdurması veya azaltması karşısında büyük avantaj yakalayan Türk ihracatçısı 2020 yılını rekor ihracat hedefiyle kapatmak istiyor. Türk tarımsal ürünleri 2020 yılında daha çok ülkeye ve buna paralel olarak daha çok insana ulaşmaya başladı. Oluşacak memnuniyet ile bu pazarlarda Türk ihracatçısının tutunması ve uzun vadeli olarak kazanç sağlaması bekleniyor. Tarımsal ürün ihracatında yeni pazarlara tutunmanın sürdürülebilir olması için devlet ve özel sektör işbirliği ile Tarımsal Ürün İhracatında Sürdürülebilirlik” üzerine ciddi çalışmaların yapılması elzem görünüyor.