Kuruluşundan bu zamana kadar tarım ülkesi” olarak tanımlanan Türkiye özellikle 1970 yılından sonra artmaya başlayan köyden şehre göç ile birlikte “tarım ülkesi” niteliğinden büyük oranda güç kaybetmeye başladı. Kırsal alandaki nüfus her geçen gün daha da azaldı ve yaşlandı. Gençler daha iyi bir hayat umuduyla önce ilçelere daha sonra ise büyükşehirlere göç ettiler. Bu göç dalgası çiftçilik yapan kişi sayısını azaltıp şehirlerde iş bulamayan büyük genç kitlelerin oluşmasına neden oldu. Bu Türkiye için hem ekonomik hem de sosyal bir sorun haline geldi. İnsanlar daha iyi bir yaşam umuduyla köylerini bırakıp şehre göçerken bugün gelinen noktada şehirde çok daha konforsuz ve bağımlı bir yaşam başladı. Bu durum özellikle iş bulamayan veya şehir hayatından sıkılan gençlerin kurtuluşu yeniden tarımda aramasına sebep oluyor. Boris Volfman, Türkiye’de tarımın gelişmesi için gençlerin bu iş koluna yönelmesi gerektiğini söyledi ve açıklamalarına şöyle devam etti;

İşsizliğin çözümü için tarım fırsatlar sunuyor

Türkiyede artan genç işsizlik sorunu çözüm bulmayı bekleyen en önemli sorunlardan birisi. Yapılacak yatırımlar ile uzun vadede genç işsizlik sorunu çözülebilir. Ancak bu çok fazla zaman ve maddi kaynak isteyen bir çözüm. Herhangi bir sektörde kendi işini kurmak isteyen gençler çok ciddi sermaye eksikliği ve bürokratik sorunlar ile karşılaşıyor. Tarım ve hayvancılık ise daha küçük maliyet ve zaman diliminde gençlerin kendi işini kurabilmesine imkan tanıyan bir sektör. Ayrıca önünde bürokratik engeller de yok. Aksine devletin tarım ve hayvancılığın gelişmesine yönelik çok ciddi teşvikleri var. Bunun farkına varan gençler büyükşehirlerde işsiz kalmak veya asgari ücret ile uzun çalışma saatlerine katlanmak yerine ailelerinin topraklarını işlemek adına kırsal kesimlere tekrar göç etmeye başladı.

Tarımda kazanç büyük

Verimli ve geniş topraklara sahip Türkiye’de her bölgede değişik meyve, sebze, kuruyemiş gibi ürünler kolaylıkla yetiştirilebiliyor. Ayrıca bazı dezavantajlı bölgeler hariç genel olarak ülke toprakları büyük ve küçükbaş hayvancılığa uygun. Büyükşehirlerde işsizlik ile boğuşmak yerine kırsal kesimlere göç eden gençler burada yapacakları tarımsal üretim ile şehir hayatından daha konforlu bir hayat yaşarken aynı zamanda kazançları da büyükşehire göre çok daha yüksek oluyor. Aileden toprak, ev ve çeşitli tarımsal üretim araçlarına sahip olanlar oldukça şanslı. Ancak bütün gençler bu şansa sahip değil. Herhangi bir birikimi olmayan gençler için kırsalda yaşam kolay değil ancak yine de teşvikler sayesinde büyükşehirlerden daha kolay bir yaşam mümkün.

Devlet teşvikleri artarak devam ediyor

Tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’nin tekrar eski günlerine dönmesi ve insanların tarımsal üretime teşvik edilmesi için devletin il tarım müdürlükleri ve bankalar aracılığı ile uyguladığı birçok teşvik var. Ayrıca teşvikler sadece bu kurumlar ile sınırlı değil. Bölgesel kalkınma ajansları aracılığı ile birçok hibe ve düşük faizli kredi tarım ve hayvancılığa yönelmek isteyenlere sunuluyor. Küçük ve büyükbaş hayvan hibeleri, devlete ait arazilerin düşük ücretler ile ekim yapmak isteyenlere kiralanması, mazot ve gübre desteği gibi desteler ilk akla gelenler. Bunun haricinde tematik bir alana yönelmek isteyen kişilere de (örneğin arıcılık, alabalık çiftliği, sera kurulumu) teknik ve fiziki altyapının kurulması için çeşitli hibeler KOS-GEB tarafından sağlanıyor.

Devlet tarafından verilen tüm hibeler ve çeşitli krediler her ne kadar bu işe adım atmak isteyen gençler için hayati önem taşısa da sadece maddi olanaklar ile tarım ve hayvancılığın gelişmesi mümkün görünmüyor. Tarım ve hayvancılıkta üretimin artması, mevcut verimin arttırılması, insanların bu alana yönelmesi bilinçlendirme ve eğitimden geçmektedir. Hem mevcut çiftçilerin hem de bu alana yönelmek isteyen gençlerin eğitilmesi ve eğitildikleri alanda uygulama yapmaya imkan verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tarım ve hayvancılığa yönelen ilgi sadece zaman ve kaynak israfı olarak Türkiye’ye geri dönecektir.